Ermeni Soykırımı Anması, Duisburg

1915’te başlayan ve insanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak hafızalara kazınan Ermeni Soykırımı’nın 111. Yılında, kaybedilen yüz binlerce insanı saygıyla anıyoruz. Bu büyük felaket yalnızca geçmişte kalmış bir acı değil; inkâr, suskunluk ve cezasızlık sürdükçe bugün de vicdanlarda yankılanan bir yaradır. Bu nedenle anmak, sadece yas tutmak değil, aynı zamanda gerçeği dile getirmek ve sorumluları hatırlamaktır.

Dönemin iktidarını elinde bulunduran İttihat ve Terakki yönetimi, alınan kararlar ve yürütülen politikalarla bu yıkımın başlıca sorumluları arasında yer almıştır. Aynı şekilde, Osmanlı İmparatorluğu’nun müttefiki olan Alman İmparatorluğu’nun askeri ve siyasi desteği de bu süreçte göz ardı edilemez bir sorumluluğu beraberinde getirmiştir.

111 yıl sonra hâlâ inkârın gölgesinde kalan bu hakikat, ancak yüzleşme ve adalet arayışıyla anlam bulabilir. Geçmişle dürüstçe hesaplaşmak, sadece hayatını kaybedenlerin anısını onurlandırmak için değil, benzer acıların bir daha yaşanmaması için de zorunludur.

Bugün, sesiz kalmamak, hatırlamak ve hatırlatmak ve adalet talebini diri tutmak için bit toplantı düzenledik. Toplantı, Jugend – und Kulturverein e.V. denilen (Gençlik ve Kültür Derneği e.V., Duisburg) dernek lokalinde yapıldı. Toplantı, üç bölümlük bir sunum şeklinde yapıldı. Birinci bölüm: 2015 Yılı Anma ve Hatırlama Törenlerinin 100. Yılı için PowerPoint Sunumu. İkinci bölüm; 2026 Türk Devleti tarafından Soykırımın inkarının 111 yılı. Üçüncü bölüm: Almanya’nın Ermeni Soykırımındaki sorumluluğu, şeklinde yürüdü. Açılışı dernekten bir arkadaş mey eşliğinde, bir Ermeni ezgisi olan “Sarı Gelin” adlı parçayı çalarak açtı. Ardında, gidişatla ilgili bir açıklamadan sonra sözü sunumu yapan arkadaşa bıraktı. Sunumu yapan arkadaş gayet iyi hazırlanmış ve güzel bir sunum yaptı. Bu sunum bundan önceki yılda çeşitli bölgelerde yapıldığı için, tekrarlamak istemiyorum. Esasen KK/T li Bolşevik’lerin ve Almanya Bolşevik İnisyatif’in görüşleri temelinde hazırlanmış bir sunumdu.

Tartışmalarda en çok tartışılan konu, esas sorumlu kimdir? Kürtlerin sorumluluğu nedir? Vb. Bu sorulara verilen cevaplarda, farklı yaklaşımlar olduğunu gördüm. Kimisi hiç ayrım yapmadan Türk, Kürt herkes bu katliamdan sorumludur. Kimisi de ayrımcı yaklaşmak gerek, esas sorumlularla bunlara alet olmuş kişilerin sorumluluğu aynı değildir, şeklinde itirazlar getirdi. Bir izleyici bazı örnekler vererek belli bölgelerde yer yer aşiretlerin Ermenileri koruduğu anlattı. Sunumcu arkadaş, belirli yerlerde Türk ve Kürt emekçileri tüm tehlikelere karşın Ermeni komşularına yardım ettiler ama büyük çoğunluk ikna edilmeden bu katliam yapılamazdı, bu anlamda Türk ve Kürt emekçilerinde bu tarihi sorumluluğu taşıyor, dedi.

Bir arkadaş, olumlu olarak katkılar sundu ve Bolşeviklerin bu sorunu bilince çıkardığını ve olumlu bir çabasının olduğunu söyledi. Devamında, Sunumcunun bu konuda İbrahim Kaypakkaya’nın Deniz Gezmiş ve dönemin öncülerinde faklı olarak bu konuda da milât olduğunu söylemesinin doğru olmadığını, İbrahim’den önce “Kürt komünist” Dr. Şıvan’ın Ermeni Soykırımını ortaya koyduğunu ifade etti. Sunumcunun verdiği cevap, İbrahim olaya sınıfsal açıdan yaklaşıyordu. Başka bir arkadaş varsa böyle bir yaklaşım, belgeleri inceler ve tavır takınırız. Şeklinde bir tavır takındı.

Dernek yönetiminde olan bir arkadaş söz aldı, konuşmasında İttihat ve Terakki yöneticilerinin bu katliamı hangi mantıkla yaptıklarını, Talat Paşa’nın öldürülmesi ve öldüren Ermeni gencinin kısa hikayesini anlattıktan sonra, Rosa’nın Reichstatags da Almanların sorumluluğunu teşhir ettiğini aktardı. Devamında, İK. Ardıllarının Ermeni sorununu yeniden gündeme getirmede önemli rol oynadığını, Bolşevik Partizan’ın bu konudaki katkılarının çok olumlu olduğunu vb. söyledi. Ve böyle bir toplantının mekanlarında yapılmasını önemsediklerini, bunun için teşekkür etti.

Dernek çevresinde olan bir kadın arkadaş toplantıya geç geldiği için özür diledi ve böylesi toplantıların yerinde ve olumlu olduğunu, BP. nin bu konudaki çabasını taktir ettiğini belitti.

Sunumu yapan arkadaş, genel bir toparlama konuşmasının ardında katılanlara ve bize bu imkânı tanıyan dernek sahiplerine teşekkür etti.

Biz, TA ve BP yayınları ağırlıklı bir masa açtık, yayınlara ilgi yoktu ama masamızın olması önemliydi.

Katılım 33 kişi idi. 23 ü bizim yeni ve eski çevremiz, 10 kişi de dernek çevresi ve çalışanı idi.

Sonuç olarak toplantımız gayet olumlu oldu, toplantıya katılanlar da olumlu bir izlenim bıraktı.

Yukarıda belirttiğim gibi, Ermeni Soykırımı’nı anmak, bir halkın yasını paylaşmak ve insanlık değerlerini savunmak anlamına gelir. Sesiz kalmamak, unutmaya karşı direnmek ve tarihsel sorumluluğu kabul etmek, daha barışçıl bir geleceğin temelini oluşturur.

Bugün, sessiz kalmıyoruz. Hatırlıyoruz, hatırlatıyoruz ve adalet talebini diri tutuyoruz.

Unutmadık. Unutturmayacağız!

Toplantıya katılan bir Trotz Alledem taraftarı

Nisan 2026